30. Bölüm Zamana Karşı Yarış

Bölüm 30
Zamana Karşı Yarış

Kaan ve Nihat, sivil polis aracına binip sireni açarak hızla yola çıktılar. Nihat direksiyondaydı, Kaan ise cep telefonundan trafiği kontrol edip onu yönlendiriyordu. Amaçları belliydi:
Ural’ın tarif ettiği eve ulaşıp banyodaki gizli bölmede saklanan bilgisayarı almak ve zaman ayarlı şekilde devreye girecek olan “Wiper” virüsünü durdurmak.

Bu kötü amaçlı yazılım, TUSAŞ’a ait büyük bir projenin altyapısını oluşturan bütün sistem verilerini tamamen silecek şekilde programlanmıştı.
Efe bu tür yok edici yazılımları Ural’dan öğrenmiş, ardından kendi projesini imha ettirmek için Wiper’ı zaman ayarlı olarak çalışacak şekilde hazırlatmıştı. Ural’ı ise, projenin “gizliliği ve kendilerinin korunacağı” vaadiyle ikna etmişti.

Efe, Ural gibi yetenekli birine sahip olduğunun farkındaydı. Zaten projeye yapılan devasa yatırımlar sayesinde, kendisine ihtiyaç duyulacağından emindi.

Kaan ve Nihat evin önüne geldiklerinde anahtarları yoktu. Acilen çıkmışlardı. Ev MįT tarafından mühürlenmişti. Nihat hiç tereddüt etmedi, silahını çekti ve kapının kilit kısmına arka arkaya ateş etti.
Kilit artık işlevsizdi. Kaan, son darbeyi tekmeyle vurdu. Kapı açıldı.
İçeri ilk giren Kaan oldu. Doğruca banyoya koştu. Havalandırma mazgalını buldu. Elini uzatıp tarif edilen kapağı açtı. Parmağı, sert metal bir yüzeye dokundu. Bilgisayardı.

Notebook’u çekip aldı. Dizüstü bilgisayarın kapağını açtı, ekrana bakar bakmaz derin bir nefes aldı. Gözleri açık halde bekleyen zamanlayıcı ekrandaydı.
Gerçekten de bir kaç saat kalmıştı. Geri sayım devam ediyordu. içinde devreye girecek olan silici yazılımı durdurmak için komut satırını açtı. Parolayı yazdı “Kahraman4Y1”

Sisteme girip zamanlayıcıyı iptal etti. Wiper devre dışı bırakıldı.
O an Nihat, evin ortasında elindeki silahı indirip dizlerinin üzerine çöktü. Nefes nefeseydi. Silahına bakıp başını iki yana salladı.

“Birader… Bir daha seninle rakı içmem. Meslek hayatımda ilk kez silah kullandım. Elif bakalım bize daha neler yaptıracak.”
İkisi de gülmeye başladılar.

Hastanede ise gerilim devam ediyordu. Elif, gözlem odasından çıkmış, çalışma odasında Nur ve Mehmet Selim’le birlikte bekliyordu. Telefon elindeydi. Bekliyordu. Sessizce. Derin bir nefes aldı. Aralarında en ufak konuşma geçmiyordu.

Sonunda telefon çaldı.

Kaan’dı.
Elif hemen açtı. Dinledi. Sonra gözleri dolarak bağırdı:

“Projeyi kurtarmışlar!”
Sevinçle hocasına sarıldı. Nur da gözyaşlarını tutamıyordu. Üçü de derin bir rahatlama içindeydi. O an, Mehmet Selim koltuğuna çöktü. Başını geriye yasladı. Şaşkındı. Şimdiye kadar hiçbir vakada bu kadar ileri gitmemişti.

Elif bir süre sessiz kaldı. Sonra cebinden telefonunu çıkardı. Uzun süredir orada duran, ama hiç aranmamış bir numaraya baktı.

Rehberde yazan isme gözlerini dikti:

“Hakan Başkurt”
Parmakları yavaşça arama tuşuna bastı.
Telefonu kulağına götürdü. Çalıyordu. Karşı taraf açtı. Elif'in ses tonunda sevinç vardı,

“Alo? Hakan Bey…”







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gölgelerin Kavgası Part 1 İçindekiler

1. Bölüm Avuç İçindeki Sır

11. Bölüm Siyah Takım Elbiseliler