28 Bölüm Ezgi'ye Can Ver

Bölüm 28
Ezgi’ye Can Ver

Bu kez farklı bir müzik tercih edilmesi gerekiyordu. Kaan, “Dvořák’ın 9. Senfonisi” üzerine gerekli mors kodlarını yazdı ve yayına verdi.
Efe müziği dinlerken gözlem odasında Kaan ve Elif dikkatle onu izliyordu. Kodlanmış müzikteki “Ne yapmam gerek?” sorusunu alter karakter Ural algılamıştı. Tam o anda Efe’nin bedeni kasıldı, çenesini sıktı, sonra ansızın sinir krizine girdi.

Zihninde “Efe” ile “Ural” arasında bir çatışma olduğu açıkça görülüyordu. Müdahale edilmeden gözlemleniyordu. Efe birden bağırmaya başladı:

“Hayır, asla! Söylemeyeceksin! Söyleyemezsin! Buna asla izin vermem!”
Yerde bir aşağı bir yukarı yürürken duvara vuruyor, gözlerini kapatıp haykırıyordu. Sonunda ağzından şu kelimeler döküldü:

“Elif... Ezgi’ye can ver!”
Bu ses, Ural’a aitti. Elif donup kaldı. Mehmet Selim’le göz göze geldiler. Efe’nin kriz geçirdiğini fark eden sağlık personeli odaya girip müdahale etti. Efe sedyeye yatırıldı, kollarından sabitlendi. Ona bir yatıştırıcı iğne yapıldı. 

Kaan, Elif’in yüz ifadesindeki tereddüdü fark etti. 

“Ne yapacaksın?”
Elif cevap vermedi. Gözünü Efe’den ayırmadan, düşünüyordu. Protokole göre, Ezgi’yi ortaya çıkarmanın bir yolu daha vardı . Ancak bu, Elif’in içini rahatlatmıyordu.
Elif kendi kendine fısıldadı:

“Ben bu kadar yol geldiğim biriyle ilaçla konuşmak istemiyorum.”
Mehmet Selim ona döndü.

“Ne yapmayı düşünüyorsun?”
Elif kararlıydı.

“Hipnoz deneyeceğim.”
Profesör Mehmet Selim başını kaldırdı.

“Elif, bu tehlikeli olabilir. Baban da bu yolu denedin. Evet işe yaradı ve tanrı alteri  ikna ettin. Bu çok uzun süreçte olmustu. Ama.. Ama şimdi vakit yok. Kişilikler arası çatışma şiddetlenebilir.”

“Elbette, ama dikkatli olacağım. Bu riski alacağım. Onunla gerçek bir bağ kurmadan Ezgi’ye ulaşamayız.”

Ertesi sabah Efe Yılmazer gözlerini açtığında oldukça bitkin görünüyordu. Antidepresanların etkisiydi. Fakat o gece yaşananların ardından, Elif farklı bir yol izlemeye kararlıydı. Efe’nin odasında loş bir aydınlatma vardı. Elif içeriye bir ses kaydı cihazı, küçük bir not defteri ve sakinleştirici müzik getirmişti. Sandalyeye oturdu, göz hizasına indi.

“Efe,” 
dedi yumuşak bir sesle. 

“Sana zarar vermek için burada değilim. Sadece konuşmak istiyorum. Hazırsan biraz derin nefes almanı istiyorum.”
Efe gözlerini yavaşça Elif’e çevirdi. Yorgun ama boş bakıyordu. Direnmedi.

“Sana güvenli bir alan hayal etmeni isteyeceğim. Bu alan senin için korunaklı, huzurlu bir yer. Kimse seni incitemez. Gözlerini kapat ve orayı düşün…”
Elif, sesiyle onu derinleştiriyordu. Kaan, Nihat ve Selim gözlem camının arkasındaydılar. 

“Şimdi o alanda yalnız olmadığını fark ediyorsun. Sana yardım etmek isteyen biri var. Ezgi orada mı?”
Efe’nin göz kapakları hafif titredi. Parmakları kıpırdadı. Sol elini bilinçsizce göğsüne götürdü.

“Ezgi... Efe seni bırakmaya hazır mı? Seninle konuşmak istiyorum. Ben Elif. Seni duymak istiyorum.”
Bir süre sessizlik oldu. Elif sabırla bekledi. Sonra Efe’nin sesi değişti. Daha içe dönük, daha yumuşak... Ama aynı zamanda daha netti.

“Elif sen misin?”
Elif gözlerini kıstı.

“Merhaba Ezgi.”
Efe’nin başı hâlâ eğikti ama dudaklarında hafif bir gülümseme vardı. Aynaya doğru yürüdü. Yansımasına uzun uzun baktı. Saçlarını eliyle düzeltmeye çalıştı. Mehmet Selim, camın arkasından fısıldadı:

“Bu… Bu kesinlikle Ezgi.”
Mehmet Selim’in sesi ciddiydi:

“Eğer bu rol değilse, Elif başardı.”
Efe –ya da artık Ezgi– aynadan ayrılıp Elif’e doğru döndü.

“Buraya neden geldin?” 
diye sordu sessizce ve ekledi,

“Efe şu an uyuyor. Ama çok derin değil... Uyanırsa buradan gitmem gerekir.”
Elif sakin kalmaya çalıştı.

“Ezgi, sana yardım etmek istiyoruz. Ama seni tanımadan bunu yapamayız. Efe’nin anlattığı her şey yarım kalıyor. Sen eksik parçalarsın. Hazır mısın? Lütfen bana yardımcı ol.” 







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gölgelerin Kavgası Part 1 İçindekiler

1. Bölüm Avuç İçindeki Sır

11. Bölüm Siyah Takım Elbiseliler