14. Bölüm Mühendis Kim?

Bölüm 14
Mühendis Kim

Yetkili kişi ekran önüne geçip söze başladı:
“Öncelikle sizleri bu şekilde acilen getirdiğimiz için özür diliyoruz. Her biriniz psikiyatri alanında uzman kişilersiniz. Size kendimi tanıtayım. İsmim Hakan Başkurt. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Ortaklığı’nı temsilen buradayım. Sizlerle birlikte yapacağımız toplantı, şu an Türkiye’nin  en önemli gelecek projelerinin ‘devamı’ ya da ‘tamamen iptali’ doğrultusunda alacağımız karara etki edecek.

Öncelikle size projemiz hakkında bilgi vermek isterim. Bildiğiniz üzere, günümüz teknolojileri içinde havacılık ve uzay alanında son zamanlardaki çalışmalarımızı basından takip ediyor olabilirsiniz. Şu an tarihimizin en büyük projesinde çalışmaktayız! Bu proje, Türkiye’nin savunma ve uzay teknolojilerinde tam bağımsızlığa kavuşmasını hedefleyen çok önemli bir girişimdir. TUSAŞ liderliğinde, yalnızca donanım değil, yazılım alanında da dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak bir altyapı kurmayı amaçlamaktadır. Türkiye ile birlikte Türki Cumhuriyetlerinde de kullanılacak, özellikle ‘tamamen Türkçe tabanlı’ yazılım altyapısı ile bu projede, ülkenin kendi diliyle kodlanmış, kendi güvenlik protokolleriyle korunmuş bir sistem geliştirilmektedir. Hava savunma sistemlerinde, İHA, SİHA, eğitim ve savaş uçakları, roket ve füze sistemlerinde kullanılacak tüm yazılım ve telemetri sistemlerinin altyapısı Türkçe olacak. Bu, ‘Ulusal Güvenlik’ açısından büyük bir öneme sahiptir.

Ancak iki yıldır üzerinde çalışılan projenin kilit ismi olan ve ‘projenin yaratıcısı’ olan mühendis Efe Yılmazer’in rahatsızlığı, projeyi ciddi bir duraklama noktasına getirmiştir. Efe Yılmazer, bu kritik projede yazılım geliştirme sürecindeki yetenekleri ve bilgi birikimiyle vazgeçilmez bir unsurdur. Bu gibi projelerde görev alan kişilerin yeri kolayca doldurulamaz.

Efe Yılmazer’in sağlığı ve projedeki devamlılığı için alternatif çözümler aranıyor. Bilindiği üzere, rahatsızlığı ilk olarak 6 ay önce, TUSAŞ İstanbul yerleşkesindeki sunucu odasında mesai saatleri içinde ortaya çıktı. İzleyeceğiniz videoda bu ilk belirtinin kamera kaydını izleyebileceksiniz.”
Büyük brifing ekranında, tavandan görüntü alan bir güvenlik kamerası kaydı başlatıldı. Koridor boştu, sunucuların ışıkları yanıp sönüyordu. 9 saniye sonra Efe Yılmazer koşarak kadraja girdi, elindeki notebook data kablosunu takmakta zorlanıyor, görünmeyen bir kuvvetle geriye itilip tekrar doğruluyor, kabloyu takıp notebook ekranını açarken başını sunucuya çarpıyor, yere yığılıyor, yeniden kalkıp klavyeye kod yazmaya devam ediyordu. Ardından tekrar tartaklanır gibi yere yığılıyor ve kameraya doğru elini kaldırıyordu.
Elif bu görüntüyü gördüğü an herşeyi anlamıştı ve panikle müdahale etti 

“Görüntüyü tekrar oynatabilir misiniz?” dedi. Hakan bu genç doktorun isteğini onayladı ve görevli videoyu başa aldı. Video tekrar başlatıldı. Elif ayağa kalktı, ekrana ilerliyordu,

“Videoyu yavaşlatabilir misiniz? Ben deyince durdurun lütfen.” Hakan Elif'in bir şey fark ettiğini hissetti ve görevliye başıyla Elif'in talimatlarına uyma onayı verdi. Orada bulunan kişiler Elif’in neyi gördüğünü merak ediyordu. İçlerinden birisi,

“Hanımefendi, neyi görmeye çalışıyorsunuz?” 
dediğinde Elif ona yüzünü dahi dönmeden eliyle işaret yaparak onu susturdu. Gözü kamera kaydındaydı. Bu durum Hakan’ın gözünden kaçmamıştı. 
Herkes Elif’in neyi fark ettiğini anlamaya çalışıyordu. Elif, 

“Durdurun!” 
dedi. Video durdu. Eliyle ekrandan bir bölgeyi göstererek,

“Bu kısmı yakınlaştırabilir misiniz?” 
dedi. Yakınlaştırıldı. 

“İşte! Tam bu nokta!”
Hakan sordu: 

“Elif Hanım, bizimle de paylaşır mısınız?”
Elif yerine otururken konuştu: 

“Efe Yılmazer, 6 ay önce değil, daha uzun süredir bu hastalıkla savaşıyor. Proje iki yıl dediniz?” 
Hakan başıyla onayladı. Bir başka katılımcı şaşkınlıkla ekledi, 

“Bu imkansız. Her personel  psikolojik testlerden geçiliyor her yıl..” 
Prof. Dr. Mehmet Selim Emre araya girdi: 

“Dr. Elif Kılıç, benim en başarılı öğrencimdir. Dissosiyatif alanda uzmanlaşmıştır.” 
Oradaki doktorlardan biri alaycı bir tavırla konuştu, 

"Bu uzmanlık nereden geliyor peki?"
Elif hafif sert bir tonla,

“Babam DID hastası. Yıllarca üzerinde çalıştım. Ama konumuz bu değil, konumuz Efe Yılmazer.."
Yerine otururken sözlerine devam ediyor herkes onu dikkatle dinliyordu,

"Efe Yılmazer çocukluğundan beri dissosiyatif kişilikle yaşıyor. Yani sandığınız gibi yeni bir durum değil. Testlerinizi zekasıyla geçmiş. Alter kişilik aslında bu projenin gerçek mühendisi.. Mehmet Hocam ile birlikte bu vaka üzerinde çalışıyorduk. Mehmet Hocam terapileri yaparken bende gözlem halindeydim. Sağlık Bakanlığı'nın bize verdikleri imkan ile annesiyle yaptığımız ankette bu durumun çocukluğundan beri varlığını tespit etmemizi sağladı.Ancak alter varlığını Mehmet Selim hocama söylediğinde ben alter kişiliği tanımlamak için devreye girdim. Ural Sert adıyla geldi ilk seansa. Hocam sadece Efe’yi tanıyordu. Efe Ural'ı herkesten gizledi. Dahası, Efe aslında Ural’ı taklit ediyordu.”
Hakan şaşkınlıkla: 

“Yani bu projeyi aslında Efe değil, zihnindeki Ural karakteri mi geliştirdi?”
Elif sert bir tonda: 

“Eğer bir brifinge getirileceğimi bilseydim notlarımı da getirirdim. Evet! Yazılımcınız Efe değil, Ural! Ural devlete hizmet ediyor, Efe ise uzaklaşmak istiyor. Efe'nin Ural üstünde kontrolü var ve onu kontrol ediyor. Bunu, bana ilk geldiğinde yaptığı yardım işareti ile anlamıştım. Ancak bu işareti hangisi verdi bilemiyordum. Video daki eline bakın. Ural burada yardım istiyor.. Efe’nin sürekli bahsettiği kahraman ‘Süpermen’. Bu, Ural’ı saf dışı bırakmak isteğidir. Videoda görülen, sunucuya ulaşmak isteyen Ural’dı. Efe sabotaj yapmak istiyordu, Ural engelledi.”
Hakan endişeli bir halde sordu, 

“Peki ne yapmalıyız?”
Elif kendinden emin bir şekilde yanıtladı,

“Hemen tecrit edilmeli. Hipnozla Ural ortaya çıkarılmalı. Efe, Ural’ı bastırıyor. Efe’nin iyi bir şekilde yönlendirilmesi gerekli. Tecritte agresif olacaktır, bu da Ural’ı aktive eder. Videoda Ural yardım istiyor. Efe kendine zarar verebilir.”

Hakan aradığı uzmanı bulduğunu hissetmişti, kapıdaki görevlilere bir kaç talimat vermişti. Ardından salona yöneldi, 

“Değerli arkadaşlar, göreviniz sona erdi. Teşekkür ederiz. Kapıdaki arkadaşlar sizleri dilediğiniz yere sevkinizi gerçekleştirecekler.”
Elif ve profesör de kalkacakken, Hakan onlara dönerek: 

“Hocam, siz ve Elif Hanım lütfen kalın.”

Her ikisi de yeniden oturdu.







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gölgelerin Kavgası Part 1 İçindekiler

1. Bölüm Avuç İçindeki Sır

11. Bölüm Siyah Takım Elbiseliler